21 Kasım 2011 Pazartesi

Ah Michael, bu saçmalamalarım hep senin yüzünden heep..

Bugün 1 ay oldu michaelsikkofield yazı yazmıyo. İyice tadım tuzum kaçtı yemin ediyorum. Sınavlar, dersler koşuşturmaca derken 1 aydır bi kitap bitiremedim. Halbuki geçen sene bi oturuşta bi kitap bitirdiğim zamanlar olurdu. Her zaman sevdiğimiz şeyleri hayatımızın kıyısına köşesine sıkıştırmak zorunda kalıyoruz ve bu ne yazık ki pek iç açıcı bi durum değil..
Ben mesela şimdi oturup eski baba yiğit Türk'lerin yazdığı kitapları okumak, sabahlara kadar 80ler 90lar rock dinlemek istiyorum. Devrimci abilerimizin kitaplarını şiirlerini okumak, düşüncelerini anlayabilmek, onlar hakkında yazmak istiyorum. Devrimci falan olduğumdan değil. Bazen işkembe sevmeyen insanın canı da işkembe içmek ister ya benimki de o hesap. Herkesi anlamak, dinlemek istiyorum. Bazen dank ediyo hayat ne kadar kısa. Boşu boşuna yaşıyoruz. İstediğimiz şeyleri zamanında yapamadan. Hep bi mesuliyet, hep bi aciliyet. Herkese yetmek zorundayız daha kendimize yetemezken.
Aşk bile boş bazen. Çünkü hayal kırıklıklarıyla sonlanıyo çoğu kez. Şu hayatta kimseyi gerçekten tanıyamıyosun en çok tanıdığını sandığın kişiyi bile. Sonradan duyunca yalanlarını, iğrençliklerini aşkı da iğrenç bişey sanıyosun. Duygulardan yoksunlaşıyosun zamanla. Yaşadığın, yaşayacağın şeyler basit birer heyecandan öteye gidemiyo. Sebebi unutamamak değil. Unutmak, unutamamak hep insanın elinde. Ama işte o duyduğun müthiş güven, müthiş bi şekilde sarsılınca sarsılan sadece güven değil aynı zamanda içindeki güzel duygular.. Sevgi, aşk uzaklaşıyo sana ve istesen de yaklaşamıyosun.
Özledim o tatlı heyecanları yaşamayı. AMA SEVMEK YETMİYOR ARKADAŞIM. Ben bunu bilir bunu söylerim.
Michaelsikkofielddan girip aşktan nasıl çıktım onu da bilmiyorum abi. Cumartesi efsane olucak iple çekiyorum resmen. Bi kendime geliyim rahatlıyım şöyle aşkmış meşkmiş bi siktir ediyim hayata bağlanıyım. Bazen diyorum gözlerimi kapatsam bi anda haziran sonunda bulsam kendimi. Toplamışım bavulumu Datça'ya gidiyorum. O 15 saatlik yolculuğa bile razıyım. Tek başıma sessiz sakin oh mis ya. Daha aylar var ama resmen aklıma geldikçe adrenalin hormonum azıyo. Bu ara zaten bi azgınlıktır gidiyo Allah azdırmasın fazla azgınlık başa bela.
O zaman ben ufaktan kaçayım.. Bir saçma bloguma daha katlanabilen herkesin yanaklarından kokulu kokulu öpüyorum. (kebap yemiş de olabilirim o an o koku benim anlık durumuma bağlı)
Yakşamlar diliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder